22 Şubat 2010 Pazartesi

ARTIK AYAKTASIN


Emekleyerek bütün evi keşfettin, herşeyin altına girdin. Sonra baktın ki bu altına girdiğin şeylerin bir de üstü var, düşündün taşındın .Ayaklarının üstünde durabilirsen üstteki şeylere de bakabileceğini ,tutabileceğini ve hatta çekip alabileceğini keşfettin. Sonra bir iki deneme yanılma düşme ağlama bağırma sinirlenme haykırma durumlarından sonra tutunarak ayağa kalkmayı başardın. Evet azmettin ve başardın. Koca bir aferim sana!
Şimdi koltuklara tutunup kalkıyorsun, televizyon ünitesine tutunup kalkıyor hatta dvd playerı çekiyorsun.Baban ve ben tetikte ,gözümüz kulağımız dikkatimiz sende seni takip ediyoruz. Çünkü bazen arkaya doğru çok kötü düşüp kafanı vuruyorsun. Yani bu aralar fazlaca hareketlisin oğluşum , olsun hareket iyidir. Kaslı oğlum benim kim tutar seni...

İLK SEVGİLİLER GÜNÜN:)


Geçen haftasonu Sevgililer Günüydü ve canım arkadaşım Sevgi ve Necdet abiyle buluştuk.Bu güzel günü birlikte kutlayalım dedik.Hamileliğimiz aynı dönemde olduğu için çok şey paylaştık Sevgiyle. Mide bulantılarımız, kramplarımız, çoook açılan iştahlarımız ve aldığımız kilolarımız ortak konularımızdı:) hamileliğimizin 5.aylarıydı sanırım, ilk ozaman gitmiştik Liva brunch keyfine.Doyasıya herşeyden yemiş, bebişlerimiz olunca da mutlaka gelelim diye lafını etmiştik. Ne tesadüftürki doğumlarımız da aynı gün oldu ve bizim küçük yaramazlar aynı gün dünyaya geldi. E aynı gün olan bebeklerden biri kız biri erkek olunca, anne babalar arkadaş olunca, isimler de uyumlu olunca (Ilgaz- Ela Naz) haliyle etraftan yakıştırmalar oldu:) Tabi bunlar işin esprisi, ileride ne olacağını zaman gösterir hayırlısı olsun. Neyse ne diyordum Sevgililer gününü beraber geçirelim dedik. Ilgaz'a bu güne özel kendi ellerimle babamızın kıravatını kullanarak kesip diktiğim kıravatını da taktık ,saçlara jölemizide sürdük.Sevgililer günü için hazır hale geldik. Çok yakışıklı oldu canım oğlum benim. Ela da pembe puanlı tulumuyla çook tatlıydı. Güzel bir gündü, gerçi çok kalabalıktı ve bizimkiler nöbetleşe huysuzlandılar. Etrafımızdaki sevgilileri birazcık rahatsız etmiş olabiliriz ama ne yapalım bebişler anlamıyolar özel gün felan...:)
İşte ilk sevgililer günün oğlum...Seni çok ama çok seviyoruz

11 Şubat 2010 Perşembe

YOĞURT ÇORBASI:)



Dün akşam ilk defa birşeyi isteyerek yedin. Babanla ağzımız açık, büyük bir şaşkınlıkla ve sevinçle seni izledik. Ağzını kaşığa doğru yöneltip açtıkça mutluluktan deliye döndüm, demek ki beğendiğin bir yemek olunca yiyeceksin. Sen yeter ki ye canım oğlum ben sana hergün yoğurt çorbası yaparım.

9 Şubat 2010 Salı

EMEKLİYORUUUUZZZ:)

5 Şubat tarihinden itibaren artık resmen emekliyorsun. Zaten aklın fikrin sürünürkende salonun dışına çıkmaktaydı. İşte sonunda kendi emeğinle mutfaktasın. Alışveriş poşetleri ilk gözüne çarpanlar. Daha sonra bunu balkon kapısı, sandalye altları ve masanın altı takip etti. Keşfedilmedik yer kalmadı:) Canım oğlum benim afferim sana...

İŞTAHSIZSIN İŞTE!


Gene bu aralar kafama aynı şey takılıyor,her gün senin için yeni tatlar yapıyorum, deniyorum ama yemiyosun be oğlum. Kafama takmayayım diyorum ileride düzelir eninde sonunda yiyecek diye düşünüyorum ama bazende işte böyle umutsuzluğa kapılıyorum, bunalıyorum.
Seni emzirmek belki de dünyanın en güzel şeyi. göğsümde sakinleşmeni, uykuya dalmanı izlemek o kadar güzel bir duygu ki.Besin değerinin yeteceğini bilsem senelerce de emziririm ama yetmeyeceğini düşünüyorum o nedenle bu endişem.
Ama böyle tatlı olmasan senin bu şirinliğin sevgin olmasa bu kadar sabırlı olamazdım, açıkçası öğrencilerime karşı bu kadar sabırlı değilim. Etkilenirsin, yemekten daha çok soğursun diye ısrarda edemiyorum, aslında sana kızamıyorum da. Sinirleniyorum ama sana değil kendime doktorlara 6 ay saaaadece anne sütü diyenlere. 4. ayda başlasaydık ek gıdaya,belkide alışırdın. neyse napalım çalışmalara devam edeceğiz durmadan sabırla, umarız birgün yemekten zevk alan bir çocuk olursun.

Ama ne olursa olsun, nasıl olursan ol artılarınla eksilerinle biz seni

ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUZ...

8 Şubat 2010 Pazartesi

SAÇLARA DİKKAT:)

Dayın varya bu süslü dayın seni de süslü yaptı oğluşuum. Saçlarına jöleyi sürdü güzeeeelce şekli de verdi. Saçlar dikilince de yakışıklı oldun ama sen doğal daha yakışıklısın oğlum

PENCERE ÖNÜNDE GÜNEŞ BANYOSU

Haftasonu seni görmeye dayın geldi, babamızın da sınavı olduğu için evde kalmayı tercih ettik. Birara çok güzel bir güneş vurdu salon penceremizden odamıza. Fırsat bu fırsat hemen soyduk seni doooğru güneş banyosuna. Zaten soyunmaktan çok hoşlanıyorsun güneşte vurunca keyfine diyecek kalmadı. Çok tatlı görünüyosun bebişim yaa o göbüşü ısırmamak için zor tuttuk kendimizi.
Yani dayın da olunca güzel bir haftasonu geçirdik.Pazar günü döndü ama yine bekliyoruz